BİR SOSYAL POLİTİKA ARACI OLARAK İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İDEALİTE - REALİTE

06 Şubat 2025 12:25
İlk bakışta sosyal politika ile iş sağlığı ve güvenliği konusunun birbiriyle ne gibi bir bağlantısıvar diye düşünebilirsiniz.

Biri sosyal alanlar diğeri ise çalışma alanları ile ilgili düzenlemeler
olarak iki farklı düzlemde görüntü vermekte. Ancak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin
alınmayışı bireyi etkilediği kadar toplumu da etkileyen durumların ortaya çıkmasına sebebiyet
verdiği için hem dünyada hem ülkemizde devlet nezdinde sosyal politika konusu olarak da
kabul ediliyor.
Kanuni düzenleme yönünden bakıldığında ülkemizde bu konuya önem verildiği
görülmektedir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun (İSG) 4. maddesinde bu
konuda işverenin üstüne düşen yükümlülükler tanımlanmıştır. Bu maddede çalışanın sağlık ve
güvenliğinin korunması adına yapılması gerekenler sıralanmıştır. 5.maddesinde, riskleri
önleme politikası olarak sosyal ilişkilere, çalışma şartları ve ortamı konularına yer verilmiştir.
Diğer yandan 10. maddesinde çalışan için risk değerlendirmesi yapılması gerekliliği üzerinde
durulmuştur. Burada emziren ve/veya gebe kadın çalışanların, engelli, yaşlı veya genç
çalışanların durumlarına yönelik risk değerlendirmelerinin ve gerekli kontrol ve ölçümlerin
yapılmasının zorunluluğuna vurgu yapılmıştır. Bu maddelerle iş sağlığı ve güvenliği
meselesinin kurumsal bir sosyal yanı olduğu kabul edilebilir. Ancak kanuni düzenlemeye
uyulması kısmına gelindiğinde ülkemizde tam tersi bir boşvermişlik ve tedbirsizlik hakimdir.
Meseleyi sonucundan anlatmaya çalışırsak; can kayıpları, gelir kayıpları, ruhsal bozukluklar,
bedensel bütünlüğün bozulması, çalışma ortamı ve çalışma koşullarının ‘insana yakışır
olmaktan ve sürdürülebilir geçim fırsatları’ sunmaktan uzak oluşu özelden genele yayılan,
diğer bir ifadeyle önce bireyi sonra aileyi sonra toplumu etkileyen bir huzursuzluğun kaynağı
olabileceğinden ötürü iş sağlığı ve güvenliği meselesi bir sosyal politika aracı olarak masaya
yatırılmakta ve önemsenmektedir.
Uluslararası Çalışma Örgütünün sunduğu ideal tabloya göre, işyerlerinin iş sağlığı ve
güvenliği önlemlerine göre yönetilmesi çalışanları gelir kayıplarından koruyacak ve çalışanlar
için çalışma mutsuzluk kaynağı olmaktan uzaklaşacaktır. Mutlu ve sağlıklı çalışanlar refahını
sürdürebilecektir. Maalesef ki realitede durum biraz farklı seyretmekte. Bugün istatistiksel bir
araştırma yapıldığında seneler içinde azalmakla birlikte hala pek çok kişi iş kazası yüzünden
ya canını ya bir uzvunu ya da gelirini kaybetmekte. Kayıt dışı çalışma oranları, çocuk işçilerin

sayısı, insan onuruna yakışır iş bulamadığı için çalışmaktan vazgeçen ve işgücünden
çekilenlerin hali realiteyi ortaya koymaktadır.
Burada kamu özel ayırmadan tüm kurumların üzerine düşenler olduğu kadar çalışanların da
üzerinde düşenler var. Çalışanlar işverenden iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini yılmadan
yıkılmadan talep etmeli ve duyarlı işverenin iş sağlığı güvenliği için aldığı önlemlere sonuna
kadar uyarak işbirliği içinde sağlıklı bir çalışma ortamı geliştirmeli. İş sağlığı ve güvenliği
önlemleri alınmadığında ortaya çıkma riski olan ölümcül sonuçlar sebebiyle kurumların ve
insanların ödeyeceği bedel, iş güvenliği önlemlerinin alınması için ödeyeceği bedelden çok
daha yüksektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X