ÇALIŞMA KAVRAMININ SORGUSU

14 Mart 2024 12:37
Çalışmak kelimesini okuyunca ilk aklınıza gelen muhtemelen, bir ücret karşılığında bir şey üretmekveya bir hizmet sunmak olmuştur.

Kimisi fabrikada çalışır, kimisi hastanede çalışır, kimisi okulda…
Kimisi de kendi işinin başında kazanç sağlamaya çalışır. Oysaki herhangi bir maddi karşılık almadan
belli bir plan dahilinde, sistematik olarak yaptığımız, çaba sarf ettiğimiz her eylem çalışmaktır. Ancak
gel gör ki bu eylemlerin bir kısmı çalışmak olarak değil, boş zaman olarak nitelendirilir. İşte bu
sermaye piyasasının en sevdiği oyundur.
Ücretli çalışmak günlük hayatımızın neredeyse en önemli faaliyeti haline gelmiştir. Çalışırız, eve
gideriz, bir sonraki gün yine çalışabilmek için dinleniriz. Ömrümüzün büyük bir kısmını mekan olarak
işyerlerinde geçiririz. Ailemize yabancılaşırız, sosyal hayatı rafa kaldırırız ya da her şeyi kısa bir sürede
yapabilmek uğruna tükeniriz.
Demokratik devletler çalışma hakkını ve çalışma özgürlüğünü gözetirler. Çalışma hakkı, her yurttaşa
geçimini sağlayabileceği bir istihdamı sağlamayı gerektirir. Çalışma özgürlüğü ise kişinin hür iradesiyle
çalışıp çalışmamaya yönelik olarak verdiği kararı güvence altına almayı.
Peki çalışma düşüncesi nasıl gelişmiştir? Kelime olarak çalışma, eski Hint-Avrupa dilinde, yapmak
anlamına gelen ‘werg’ kelimesine dayanır. Çalışma, değerli görülen ve sadece zevk için
gerçekleştirilmeyen, fiziksel ve zihinsel çabayı içinde barındıran amaçlı bir insan aktivitesidir. Karnını
doyurmak için tarlasında ekip biçen çiftçinin de yaptığı şey çalışmadır, gönüllü gerçekleştirilen
faaliyetler de çalışmadır. Çalışma kavramının ücretle eş tutulması elbette tarihsel bir kırılmadan sonra
gelişen birşeydir.
Ücretli çalışma önceleri sadece düşkünlerin yaptığı bir eylemdi, toprak sahipleri, zenginler çalışmazdı.
İhtiyaçlar birincil toplumsallık ağlarıyla yani aile ve diğer yakınlar yardımıyla giderilirdi. Zamanla
çalışmamak aylaklık olarak adlandırıldı ve devlet aylaklığa izin veremezdi. Devletler çalışmayan aylak
gezginleri çalışma evlerinde çalışmaya zorlayarak toplumun huzurunu sağlamayı amaç edindi. Tüccar
sınıfının ortaya çıkmasıyla ihtiyaç kadar üretimin yerini ihtiyaç fazlası üretmek, kar elde etmek ve yeni
yatırımlar yapmak aldı. Zaman geçtikçe çalışma belli bir sözleşme karşılığında kişinin emeğini
satmasına döndü. Elbette ki sözleşmenin iki tarafı imkanlar bakımından eşit değildi.
Çalışma kavramı çağlar boyunca farklı insanlar için farklı anlamları çağrıştırdı. Bir lanet olarak görüldü
çalışma. İnsan yaşamının veya toplumsal düzenin sağlanması için gerekli olan bir yük olarak kabul
edildi. Başka bir zamanda özgürlük olarak görüldü çalışma. Başka insanlardan bağımsız olma durumu
insanları özgürleştiriyordu. İş sözleşmeleri karşılığında alınıp satılabilir olmasından dolayı ise bir meta
olarak görüldü.Mesleki vatandaşlık da dendi çalışma için. Mutlu eden, zevkleri tatmin eden imkanlara
ulaşma fırsatı veren berbat, zor bir aktivite olarak görüldüğü için ıstırap dendi çalışmaya. Bireysel
ihtiyaçları sağlamaya yarayan bir aktivite olduğu için kişisel tatmin sağlama aracıydı kimilerine göre.
Bir sosyal ilişki olarak görüldü çalışma. Kurumlar ve sosyal normlar içinde sürekli sağlanan insan
etkileşimine yaradığı düşünüldü. Başkalarına bakım vermek, başkalarının geçimini sağlamak için
gerekli olan fiziksel, bilişsel ve duygusal çaba olarak görüldü çalışma. Toplum içinde kimlik kazanma
yolu oldu ve başkalarına hizmet için fedakarca yapılan bir eylem yerine geçti çalışma.
Bu yazıyı okuduktan sonra bir durup düşünün isterim, sizin için çalışmanın diğer adı ne olur? Lanet
mi? Özgürlük mü? Meta mı? Istırap mı? Kişisel tatmin mi? Sosyal ilişki mi? Kimlik mi? Hizmet mi?
Yoksa başkalarına bakmak mı?

Bu yazıyı hazırlarken John W. Budd’un Çalışma Düşüncesi ve Robert Castel’in Ücretli
Çalışmanın Tarihçesi kitaplarından yararlandım. Bu kitaplar karşıma çıkana kadar çalışma
eylemine ilişkin derinlemesine bir meraka sahip değildim. Daha doğru bir ifadeyle çalışmanın
tarihi olabileceğini hiç düşünmemiştim. Çalışmayı sadece gelir elde edebilmek için yapılan bir
aktivite olarak görüp sorgulamadan her gün yeniden uyguluyordum. Merak edenler için
söyleyeyim benim için çalışmak, kötü geçen bir geceden sonra her şeye rağmen yeniden
kalkıp hayata karışmak demek, ister ücretli ister ücretsiz olsun...

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X