Devlet ve Kadın

09 Temmuz 2024 16:08
Kadın ile ilişkili konular, kadına dair sorunlar birçok disiplin tarafından ele alınan vepopülerliğini daima koruyan araştırma sorularını oluşturur. Kadın istihdamı, kadın okur-yazarlığı, iş yaşamında kadınların karşılaştığı sorunlar, toplumsal cinsiyet eşitliğine dairkonular…

Elbette ortada bir sorun var ki gerek devlet gerek akademik ve sosyal çevreler
kadına dair bu gibi meseleleri hararetli bir şekilde tartışıyor. Kadın sorunlarının tartışılması,
daha eşitlikçi, adil ve kapsayıcı bir toplum için önemli bir adımdır. Bu tartışmalar, kadınların
yaşadıkları sorunların görünür hale gelmesini sağlar ve bu sorunlara çözüm bulunması için
toplumsal bir çaba ve destek oluşturur.
Kadına dair konular bireysel düzeyde, toplumsal düzeyde ve devlet düzeyinde ele alınabilir.
Bir devlet için ‘‘kadın’’ neden önemlidir? Kadınlar toplumun yarısını oluştururlar
dolayısıyla devletlerin politika alanına girerler. Kadınların eşit temsile sahip olmadığı,
haklarının önemsenmediği, ihtiyaçları noktasında politikalar geliştirilmeyen ülkelerde toplum
refahı tartışılır konumdadır. Devletler sosyal risk oluşturacak her türlü soruna önlem almak
durumundadırlar. Toplumsal ilerleme, değişim, ekonomik kalkınma için kadınların kendine
yeten aktörler olmaları devletler tarafından önemsenir. Topluma sunulan hak, imkan ve
fırsatlarda eşit şartlara sahip, psikolojik olarak dayanıklı olmaları adına kadın istihdamı daima
ajandadadır. Kadınların özellikle ekonomik alandan dışlanması önemli bir sorun kabul edilir.
Bu açıdan devletler için kadın istihdamı dikkate değer bir konudur.
TÜİK verileri Türkiye’de şuan ki durumu ve geleceğe dair tahminleri gösteren istatistiksel
veri sunduğundan devlet bu verilere göre plan oluşturmakta ve politika geliştirmektedir.
Verilere göre yüksek eğitim alan, işgücüne katılan ve istihdam edilen kadın sayısında artışlar
söz konusudur. Buna paralel olarak devletlerin en çok önemsediği konulardan biri olan nüfus
artış hızının yavaşlaması söz konusudur. Araştırmalara göre doğurganlık ile kadınların iş
gücüne katılımı arasında ters orantı vardır. Buna göre devletler çocuk sahibi olmayı

engellemeyecek bir şekilde kadının istihdama katılımını destekleyici önlemler almak
durumundadır. Türkiye’de son dönemde kadınların iş ve iş dışı yaşam dengesi kurmalarını
sağlamak adına ve kadınların bakım yükünü azaltmaya yönelik bazı çalışmalar yapıldığına
dair haberler gündeme gelmiştir. Doğum izinleri, ücretli ve ücretsiz izinler, babalık izinleri,
ebeveyn izinleri, bakım yardımı, kreş ve okul yardımları, aile ve çocuk yardımları, çalışma
saatlerinin ihtiyaca göre düzenlenebilmesi gibi pek çok konu gündeme alınmıştır. İşçi, memur
gibi farklı statülerde çalışanlar için mevcut olan hakların iyileştirilmesi ve genişletilmesi ön
plandadır.
Kadını iş yaşamına çağırırken ‘‘kapitalist sistemin köleleri’’ olmalarının önüne geçilmeli.
Çalışma kadın için eziyet olmamalı. Kişisel gelişimini sağlayacak, yoksulluk ve yoksunluktan
kurtaracak, geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmesine vesile olacak motive edici bir
anlamı olmalı. Ekonomik kalkınma ve demografik hedefler için kadının gelir getirici yani
maddi karşılığı olan kayıtlı bir işte çalışmasının önemsendiği kadar, hiçbir maddi karşılık
almadan harcadığı emek ve kayıtsız çalışma noktasındaki sorunlar da önemsenmeli, politika
hesaplarına katılmalıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X