HUZUR REFAH DEVLETİNDE!
Herkesin refah algısı farklıdır.
Kişi kendi ideallerinin ve imkanlarının yettiği yere kadar olan kısmı bilir ve bu kısım içinde refah
algısını besler.
Devletler için böyle değildir.
Devlet işin içine girdiği anda kurumsal olan ve sosyal ile karşılıklı bağımlılık taşıyan bir şeylerden bahsediyor oluruz.
Refah devleti kavramı ilk kez Almanya’da, sosyal güvenlik sistemi gerekliliğiyle ilgili alınan
kararlarda kendini gösterir.
Tarihi 18. yüzyıla dayanır.
Bireylerin sosyal haklarının tanınması ve sınıflar arasındaki uçurumun ortadan kaldırılması vaadini taşır. Sosyal politikalar refah devletleri var olmadan olabilirler ancak refah devletleri sosyal politikalar olmadan var olamazlar.
Refah devletinin üç türü vardır; ihtiyaç sahiplerinin belirlenip sosyal yardımların yapıldığı
aynı zamanda sosyal güvenlik ödemelerinin yapıldığı liberal model, statü ve sınıf
farklılıklarının korunduğu ve devletin refah sağlayıcı hizmetleri piyasadan aldığı korporatist
model, tamamen kurumsallaşsan ve yaygınlaşan sosyal hakların görüldüğü sosyal demokrat
model.
Ülkemiz bu modellerden hangisi ile tanımlanabilir diye düşündüğümüz zaman aslında
hepsinin bir karması diyebiliriz.
2022 yılı TÜİK verilerine göre sosyal koruma harcamaları GSMH(Gayrisafi Milli Hasıla)’nın %8,4 ünü oluşturdu.
Bir önceki yıla göre %59,6 artışla sosyal koruma için ayrılan para miktarı 1 trilyon 257 milyar763 milyon TL oldu.
Toplam sağlık harcaması 2022 yılında bir önceki yıla göre %71,5 artarak 606 milyar 835 milyon oldu.
Türkiye'nin sağlık sigortası sistemi, nüfusun yüzde 99'unu kapsayacak kadar genişletildi.
Ülkemizin sosyal harcamalara 2023 yılı için ayırdığı bütçe ise 1 trilyon 90,2 milyar
civarındadır.
Bu rakamlar ülkemizde bir refah rejimi yaşandığı hissi veriyor. Geriye gelir dağılımında
adalet ve vergi dilimlerinde hakkaniyet kalıyor.
Her ne kadar devlet, refah devleti olsa da, refah aslında devlet, aile ve piyasa üçlüsünün
karşılıklı paylaşımındadır.
Ve tabi ki savaşın olduğu yerde refaha dair hiçbir şeyden söz edilemez.
Bu vesileyle bir kez daha KAHROLSUN İSRAİL!
- Toplam 2 yorum
Fff 16:14 - 16 Ocak 2024
Kahrolsun İSRAİL!
Sss 16:00 - 16 Ocak 2024
Çok güzel aydınlatmışsın
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- TOPLUM, TEKNOLOJİ VE BİLİM PARK 27 Ocak 2026 Salı
- Sosyal Politika Biliminin Kadın Sağlığına Bakışı 05 Kasım 2025 Çarşamba
- MAHREMİYET Mİ, MAĞDURİYET Mİ? MÜSLÜMAN KADINLAR SPORDA NEYİ SEÇMEK ZORUNDA KALIYOR? 07 Ağustos 2025 Perşembe
- İslam’ın Sosyal Adalet Anlayışı ile Modern Sosyal Politika: Sunulan İki Yol, Ortak Hedef 08 Mayıs 2025 Perşembe
- BİR SOSYAL POLİTİKA ARACI OLARAK İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İDEALİTE - REALİTE 06 Şubat 2025 Perşembe
- Uluslararası Göç’e Bakış 11 Kasım 2024 Pazartesi
- MUTSUZLUĞUN SEBEBİ: EKSİK İSTİHDAM 13 Eylül 2024 Cuma
- YENİ YOKSULLUK VE SOSYAL DİYALOG 23 Ağustos 2024 Cuma
- Devlet ve Kadın 09 Temmuz 2024 Salı
- LEVİATHAN: Benim İçin Bana Ait Olanı Sen Koru Ancak Beni Öldürme! 09 Mayıs 2024 Perşembe