Teknoloji Geliştikçe Çalışma Saatleri Uzuyor!

26 Mart 2024 14:39
Çalışma konusuna biraz daha devam etmek istiyorum.

Bu haftaki yazıma çalışma ile
ilgili verileri paylaşarak başlayayım. Sayısal verileri paylaşmayı seviyorum çünkü anlatmak
istediğim konuyu somut hale getiriyor ve net bir fikir veriyor. Ücretli çalışan sayısının TÜİK
2024 yılı Ocak ayı verisine göre geçen yıla oranla %2,8 arttığı görülüyor. Bu artış çeşitli
sektörlerde meydana geldi. Diğer yandan işgücü istatistiklerine baktığımızda yine TÜİK
verilerinden aktarırsak; İşsizlik oranı 0,2 puan artarak %9,1 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik
oranı erkeklerde %7,7 iken kadınlarda %11,7 olarak tahmin edildi. TÜİK İstihdam oranları ise
şu şekilde: istihdam oranı 0,2 puan artarak %49,0 oldu. Bu oran erkeklerde %66,0 iken
kadınlarda %32,4 olarak gerçekleşti. Bu verilerde dikkatimizi çeken nokta işsizlik oranının
kadınlarda çok, istihdam oranının yine kadınlarda daha az gerçekleştiği. Bu durumun
sebeplerinden biri olarak uzun çalışma saatleri ve dolayısıyla kadınların iş ile iş dışı yaşam
arasında denge kurmakta zorlanmaları gösterilebilir.
Hepimizin malumudur ki memurlar için 40 saat işçiler için 45 saat çalışma
zorunluluğu bulunmaktadır. Tarihte, ücretli çalışmaya ayrılan zamanın 18 saate varan
uzunluğuyla ilgili olarak birçok grev ve iş bırakma eylemleri yapılmış hatta bu eylemler kanlı
sonuçlanmıştır. Bugün işçiler için günde 9 saat çalışma, bakıldığı zaman tarihte yapılan
mücadelelerin bir sonucudur. Buna örnek olarak Çartist hareketi verebiliriz. İngiltere’de 1848
yılında işçilerin büyük bir birlik oluşturması ve eylemi sonucunda günlük çalışma süresi 11
saate indirildi. Avrupa ‘da işçi sınıfının verdiği mücadeleler sayesinde Uluslarararası Çalışma
Örgütü konuyu gündemine aldı ve 47 nolu sözleşmeyle çalışma sürelerinin haftalık 40 saat
olarak belirlenmesini hüküm altına aldı. Ne yazık ki Türkiye 47 nolu sözleşmeye taraf
olmamıştır. Çalışma saatleri açısından özellikle kamuda istihdam edilmiş aynı çatı altında
aynı işi yapan, 657 sayılı kanuna tabi olup 40 saat çalışan memur ve 4857 sayılı kanuna tabi
olup 45 saat çalışan sürekli işçiler arasındaki çalışma saati farkı işçiler açısından büyük bir
motivasyon kaybı, iş barışını bozucu bir etken ve çalışma isteksizliğine yol açan bir baskı
olarak görülüyor. Son noktada kuruma bağlılığı zedeliyor. Gizli işsizlik sorunu
oluşturduğundan devlet açısından kamu kaynaklarının israfı anlamına geliyor. Ayrıca çalışan
verimliliği düştüğünden devlet kurumundan hizmet alanların memnuniyetsizlik oranları
artıyor.
Teknolojinin geliştiği, uzaktan çalışma, evden çalışma gibi atipik çalışma biçimlerinin
yaygınlaştığı günümüzde çalışma saatleri daha da uzamakta ve iş ile iş dışı yaşam dengesinin

özellikle kadınlar arasında daha da bozulmakta olduğunu araştırmalar ortaya koyuyor. Mesai
dışı vakitlerde müdürden gelen bir WhatsApp mesajına cevap olarak; benim mesaim bitti,
günlük 8 ya da 9 saatimi doldurdum, yarın bakarım diyemiyorsunuz. Erişilebilir olmama
hakkınızı kullanamıyorsunuz. Dominique Meda ‘’ Emek Kaybolma Yolunda Bir Değer mi?’’
kitabında gelişen teknolojiye rağmen hala neden bu denli uzun çalışma saatlerine mahkum
edildiğimizi sorguluyor. Bunun cevabını şöyle veriyor: Çalışmayı kutsallaştırdığımız ve
servet aracı olarak gördüğümüz için.. Gelirlerin, statülerin, güvencelerin ve toplumsal
konumların ana aracını oluşturduğu için. Bireysel iş zamanını düşürebilmek için çalışmaya
herkesin eşit biçimde katılımını garanti etmek, çalışmayı çalışabilir herkes arasında dengeli
bölüştürmek gerektiğini vurguluyor. Herkesin hem bir iş zamanına hem de ne iş ne ücretli
çalışma olan başka faaliyetlere ayrılmış bir zamana kavuşması gerektiğini söylüyor. Çalışma
saatlerinin azalması insanlara zamanla yeni bir ilişki kurma imkanı tanıyacaktır diye de
ekliyor..
Dönüşen toplumlarda işgücüne katılan kadın sayısında artış görülmekte ve kadın -
erkek ilişkilerindeki eşitlikçi söylemlerin artık hem erkek hem kadın tarafından benimsenip
savunulduğu günümüzde erkek ev içi emeği ne kadar bölüşse de kadın annelik başta olmak
üzere diğer yapısal özelliklerinden dolayı biraz daha fazla ev içi emek harcar vaziyettedir.
Dolayısıyla çalışma saatlerinin kısaltılması kadınları işgücüne katan ama aynı zamanda
tükenmişlik hissinden kurtaran bir faktör olacaktır. Çalışma saatlerinin düşürülmesiyle ilgili
görüşmelerin yapıldığı medyaya yansıdı ancak henüz netleşen bir şey yok. İşçilerin hak ve
çıkarlarının görüşüldüğü toplu iş sözleşmelerine konacak bir madde ile haftalık çalışma
süreleri indirilebilir. Yerel yönetim seçimleri yaklaşırken bu konuda özellikle belediyeler
bir düzenleme yapabilir mi sorusu akıllara geliyor. Bazı belediyelerin yetki almış
sendika ile bağıtlanan toplu iş sözleşmeleriyle işçilerin çalışma saatlerini 40 saat olarak
düzenledikleri örnekler vardır. Belediyeler kendi bölgelerinde bu konuda bir emsal
teşkil edip yaygın bir uygulamaya dönüşmesinde önayak olabilirler.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X