Uluslararası Göç’e Bakış
Geçmişte Türklerin iş bulabilmek umuduyla göç ettiği Avrupa’da bazı ülkelerin de işçi bulabilmek
umuduyla bu göçmenleri ‘göçmen işçi’ olarak kabul ettiği durumlar yaşanmıştır. Geçmişte ve
günümüzde yaşanan göç olaylarının göçmen için olduğu kadar göç tarafının konusu olan her iki ülke
için de sonuçları olmaktadır. Göçün, sosyolojik, kültürel, psikolojik, ekonomik olarak kategorilere
ayırıp üzerine araştırma yapabileceğimiz birçok sonucu olduğu gibi iş gücü piyasalarına ve sosyal
politikalara etki eden bir tarafı da vardır.
Uluslararası göç durumunda, göç edenin ayrımcılık, sosyal dışlanma, ötekileştirme, kayıt dışı çalışma,
uygun olmayan koşullarda çalışma gibi sorunlarla karşı karşıya kalması bakımından riskleri
bulunmaktadır. Gidilen ülke için de iş imkanlarının yetmemesi ve işsiz sayısının artması, kayıt dışı
çalışma sebebiyle sigorta geliri elde edilememesi, toplumsal huzursuzlukların yaşanması, suç
olaylarının artması gibi farklı alanlarda farklı riskler barındırdığı bilinmektedir. Göç veren ülke için
sonuçları ise emek arzının azalması, ücretlerin yükselmesi, göç edenlerin kendi ülkelerine döviz girişi
sağlamaları, göç veren ülkede işsizlik oranlarının azalması şeklinde sıralanabilir.
Devletler özellikle emek göçünün toplam ekonomi açısından sonuçlarını analiz ederek geleceğe
yönelik planlar ve politikalar oluşturmaktadırlar. Bunu yanında toplumun refah içinde yaşaması adına
göç politikalarını titizlikle belirlemektedirler.
Göçmenlerin, göç alan ve veren bölgelerin durumu yalnızca devletlerin gündeminde değildir. Bu
noktada sivil toplum örgütleri ve sendikalar bazen tek bir kurum olarak bazen sosyal diyalog
yöntemiyle devlet kurumlarıyla etkileşim halinde göçün getirmesi muhtemel sorunlara karşı önlem
almaya çalışmaktadırlar.
Kendi ülkesi dışında yaşamak durumunda olan kişiler için şüphesiz ki sivil toplum örgütleri ayrı bir
öneme sahiptir. Kendiyle aynı kaderi paylaşan, aynı koşullar altında yaşamını idame ettirmek zorunda
kalan diğer kişilerle bir araya gelip yardımlaşmak, dayanışmak ve sorunlara dair farkındalık
oluşturmak açısından sivil toplum örgütleri önemli bir demokratik platformdur.
Uluslararası alanda insan hareketliliği önündeki tüm engellerin kalktığı hatta hareketliliğin teşvik
edildiği günümüz küresel sisteminde göçmenleri kendi eğitim ve iktisadi sistemine entegre edebilen,
toplumsal entegrasyonunu sağlayabilen ülkeler, göç durumunun olumsuz etkilerini kontrol altına almış
olurlar.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- TOPLUM, TEKNOLOJİ VE BİLİM PARK 27 Ocak 2026 Salı
- Sosyal Politika Biliminin Kadın Sağlığına Bakışı 05 Kasım 2025 Çarşamba
- MAHREMİYET Mİ, MAĞDURİYET Mİ? MÜSLÜMAN KADINLAR SPORDA NEYİ SEÇMEK ZORUNDA KALIYOR? 07 Ağustos 2025 Perşembe
- İslam’ın Sosyal Adalet Anlayışı ile Modern Sosyal Politika: Sunulan İki Yol, Ortak Hedef 08 Mayıs 2025 Perşembe
- BİR SOSYAL POLİTİKA ARACI OLARAK İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İDEALİTE - REALİTE 06 Şubat 2025 Perşembe
- MUTSUZLUĞUN SEBEBİ: EKSİK İSTİHDAM 13 Eylül 2024 Cuma
- YENİ YOKSULLUK VE SOSYAL DİYALOG 23 Ağustos 2024 Cuma
- Devlet ve Kadın 09 Temmuz 2024 Salı
- LEVİATHAN: Benim İçin Bana Ait Olanı Sen Koru Ancak Beni Öldürme! 09 Mayıs 2024 Perşembe
- Teknoloji Geliştikçe Çalışma Saatleri Uzuyor! 26 Mart 2024 Salı