YENİ YOKSULLUK VE SOSYAL DİYALOG
Yaşayabilmek için asgari düzeyde ihtiyaçları karşılayamama olarak yoksulluk, bir şeyleri
yapabilmek için gerekli olan kabiliyet ve imkanlardan yoksun olma olarak yoksulluk,
yaşadığın çevrenin gelir düzeyine göre daha az gelire sahip olma olarak yoksulluk, barınma,
temiz suya ulaşma, eğitim olanaklarına ulaşma, sağlık hizmetine ulaşma gibi temel insani
haklardan yoksun olma olarak yoksulluk... Bu yoksulluk tanımlarına şimdilerde farklı türler
de eklendi: Derin yoksulluk, çalışan yoksulluğu, yeni yoksulluk.
Yaşam sürerken, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yoksulluğun en az bir türü
herhangi bir zamanda herhangi bir kişiyi ya da toplumu etkilemiştir. Yoksulluğun etkilerinin
ise insanları suça teşvik etmek gibi bir kötü tarafı vardır. Bu etkiden dolayı devletler
yoksulluğun nedenlerini araştırır ve çözüm politikaları geliştirirler. Yoksulluğun insanın
tembel oluşundan ötürü ortaya çıktığını söyleyen ve devlet olarak hiç sorumluluk almayan bir
yaklaşım olduğu gibi, yoksulluğun devlet politikaları kaynaklı olabileceğini ve yine devlet
politikalarıyla en aza indirileceğini ancak tamamen ortadan kaldırılmayacağını söyleyenler de
vardır. Örnek olarak iyi bir işgücü piyasası düzenlemesi, gelir dağılımı ve vergilendirme
noktalarındaki düzenlemeler yoksulluğu azaltmaya yarayabilir.
Küresel kapitalizm çağında artık gelir odaklı bir yoksulluk algısı yerini tüketim odaklı bir
yoksulluk algısına bırakmıştır. Yeni yoksulluk olarak kavramsallaştırılan bu yoksulluk türü
kişinin zamana uygun bir şekilde tüketip tüketememesine odaklanmaktadır. Eğitim düzeyi
yüksek olmasına rağmen güvencesiz ve düşük ücretlerle çalışanlar, taşeron firma işçileri,
kuryeler, uzaktan çalışma, yarı zamanlı çalışma gibi atipik çalışma modelleriyle çalıştırılanlar
buna örnek verilebilir. Artık yoksulluktan kurtulmak için çalışmak yetmiyor. Zamanın
gereklerine uygun tüketebilecek bir gelir düzeyine sahip olmak yeni yoksulluktan kurtuluş
anlamına geliyor.
Toplum için büyük bir sorun olan yoksulluk endüstri ilişkileri çerçevesinde devlet, işveren ve
sendikalar arasında yürütülecek olan etkili sosyal diyalog süreçleriyle ele alınabilir. Tarihsel
rolü gereği sendikalar pazarlık gücüne ve siyasi güce sahip olmaları dolayısıyla yeni
yoksulluk içinde olan kesim için koruma sağlayan önemli bir kurumdur.
Çalıştığı halde yeteri kadar gelir elde edememesinden ve tüketim kanallarına
katılamamasından ötürü kişinin toplumdan dışlanması söz konusu olabilmektedir. Toplumsal
bütünleşmenin önüne geçen bu durum sosyal diyalog çerçevesinde kişilerin çalışma
koşullarını iyileştirerek engellenebilir. Asgari ücret belirlemek için toplanan komisyon iyi bir
sosyal diyalog örneğidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- TOPLUM, TEKNOLOJİ VE BİLİM PARK 27 Ocak 2026 Salı
- Sosyal Politika Biliminin Kadın Sağlığına Bakışı 05 Kasım 2025 Çarşamba
- MAHREMİYET Mİ, MAĞDURİYET Mİ? MÜSLÜMAN KADINLAR SPORDA NEYİ SEÇMEK ZORUNDA KALIYOR? 07 Ağustos 2025 Perşembe
- İslam’ın Sosyal Adalet Anlayışı ile Modern Sosyal Politika: Sunulan İki Yol, Ortak Hedef 08 Mayıs 2025 Perşembe
- BİR SOSYAL POLİTİKA ARACI OLARAK İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ İDEALİTE - REALİTE 06 Şubat 2025 Perşembe
- Uluslararası Göç’e Bakış 11 Kasım 2024 Pazartesi
- MUTSUZLUĞUN SEBEBİ: EKSİK İSTİHDAM 13 Eylül 2024 Cuma
- Devlet ve Kadın 09 Temmuz 2024 Salı
- LEVİATHAN: Benim İçin Bana Ait Olanı Sen Koru Ancak Beni Öldürme! 09 Mayıs 2024 Perşembe
- Teknoloji Geliştikçe Çalışma Saatleri Uzuyor! 26 Mart 2024 Salı