RIFK: NEZAKET VE YUMUŞAK DAVRANMA
Edep, nezaket ve zarafetten nasibini almamış olan kaba ve dengesiz kişiler; çevresini, sevdiklerini hatta
kendini maddi ve mâ'nevî hüsrana sürükleyecek çılgınlıklar yapmakta, cinnet halinde akıl almaz
kötülükler işlemektedir.
Nefret, intikam, karalama, haklama, susturma, öteleme, dışlama ve aşağılama gibi ilkel duygular ve
argo kültürü gelişmekte hatta bir yerlerden (medya vs ) beslenmektedir. Ahlâkî erozyon ve kültürel
aşınma şiddeti tetiklemekte, tehlike çanları çalmakta ve uçurumun kenarına gelinmiş nereye gidiyoruz.?
Düzelirmiyiz.? Biliyormuyuz.?
Son tahlilde hepimiz bu gemideyiz ve erozyonun bir parçasıyız.
Biliniyor olsa dahi biz önce kendi nefsimize olmak kaydiyle Ahlakın bir parçasından hahsedelim.
Yumuşak davranma, nezaket anlamında bir ahlâk terimi.
Sözlükte “yumuşak ve yararlı olmak; yardım etmek” anlamlarındaki rıfk kelimesi terim olarak “iyi
huyluluk, uyumlu, geçimli ve nazik olma, yumuşak davranma” mânalarına gelir. 1
Rıfk kökünden türeyen refîk “yumuşak ve nazik davranan kişi, arkadaş, dost” demektir.
Kur’ânda işaret edilen refik kelimesi Bunlar ne güzel arkadaşlar. 2 bu âyetin indiği ve burada refik
kelimesinin “arkadaşlığına güvenilen kişi” anlamında kullanıldığı belirtilir,
"Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar. 3 yumuşak davranmanın etkili bir eğitim ve
iletimin en iyi yöntemi olduğuna işaret edilir.
“Allâh'ın rahmetiyle sen, onlara yumuşak davrandın. Katı kalpli ve kaba biri olsaydın etrafında
kimse kalmazdı. 4
Peygamberimiz: “Rıfktan mahrum kalan kimse hayırdan da mahrum kalır” 5 Bir iş rıfk ile yapılırsa
rıfk mutlaka o işi güzelleştirir” 6 sözleriyle rıfkın önemine dikkat çekmiştir. Bizzat kendisi de sahâbîler
tarafından “çok merhametli, çok yumuşak” 7 diye nitelendirilmiştir.
Hadislerde rıfk kelimesi ve türevleri geçmektedir. Hz. Peygamber, “Allahım! Ümmetime rıfk ile
muamele edene sen de rıfk ile muamele et” diye dua etmiştir. 8 “Allah rıfk sahibidir ve her işi rıfk
ile yapmayı sever” 9 rıfkın Allah’ın sıfatları arasında yer aldığını ve insanlardaki rıfk erdeminin bu sıfatın
bir yansıması olduğuna vurgu yapmktadır.
Peygamberimizin nezaketi örnekliliği: "Kendisine bir şey soranı can kulağıyla dinler, soruyu soran
yanından ayrılmadıkça, onu terk etmezdi. Bir kimse tokalaşırsa veya bir kimse tokalaşmak için elini
uzattığında, karşısındaki kişi elini çekmeden elini çekmezdi. Biriyle yüz yüze gelince de, karşısındaki,
yüzünü çevirip ayrılmadıkça o kimseden yüzünü çevirmezdi. Önüne oturan kimseye hiçbir zaman
ayaklarını uzatmazdı. Karşılaştığı kimseye önce kendisi selâm verirdi. Kimsenin sözünü kesmezdi.
Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden ayağa kalkmazdı. "
İbn Hazm, Peygamber’imizin etrafında bulunanları ümitlendiren, sevindiren ve rahatlatan sözler
söylemeye önem verdiğini, bu sayede nasihatlerinde başarılı olduğunu, kolaylaştırıcı olmayı ve zorluk
göstermekten sakınmayı emrettiğini hatırlatır. 10
İslâm ahlâkına dair kaynaklarda İslam öncesi arap toplumunda yaygın olan kabalık, saldırganlık, şiddet
gibi tutum ve davranışlara karşı rıfk, hilim, sabır, af gibi kavramlarla ifade edilen erdemler müslüman
insanı câhiliye insanından ayıran nitelikler olarak değerlendirilmiş, bilhassa güçlü ve haklı olduğu halde
hilim ve rıfk ile muamele etmenin değerine vurgu yapılmıştır. Hz. Ömer’e atfedilen bir sözde Allah
katında devlet başkanının rıfkından daha değerli bir erdem, yine onun sertlik ve hiddetinden daha çirkin
bir erdemsizliğin bulunmadığı belirtilir. 11
Hasan-ı Basrî’ye nisbet edilen ayrıntılı bir müslüman tanımında, “Müslüman dininde güçlü, kararlı ve
yumuşak huylu kişidir; imanı sağlam, bilgili ve halîm, zeki ve rıfk sahibidir, haklı iken bağışlayıcı, güçlü
iken cömert, dostluğu ve arkadaşlığı güzel, öfke halinde sabırlıdır” şeklinde ifadeler yer alır. 12
Rıfk ile akıl ilişkilidir. Ona göre akıllı insan daima rıfk ile davranmalıdır. Yumuşaklığın düzeltemediği
şeyi sertlik hiç düzeltemez. Akıldan daha sağlam bir dayanak bulunmadığı gibi rıfktan daha hayırlı bir
rehber de yoktur. Rıfkı terkeden sertliğe yönelir, sertliği seçen tehlikelerle yüz yüze kalır. 13
“Güzel söz sadakadır.” 14 Tatlı dil ve güler yüz, olumsuzlukları giderir; etrafa pozitif enerjinin
yayılmasına vesile olur. Güler yüzlü ve tatlı dilli insanlar, çevresine adeta ışık saçarlar. Güneşin
sıcağının, sert buzları erittiği gibi, tatlı dil, güler yüz de, sert kalpleri yumuşatır ve eritir.
Tatlı dilin ve güler yüzün açamayacağı kapı hemen hemen yok gibidir.
Tatlı dilli, güler yüzlü insanlar, ailesi, arkadaşları ve sosyal çevresiyle olan ilişkilerinde daima başarılı
olurlar. Böyle kimseler herkes tarafından sevilir ve sayılırlar.
Tatlı dil ve güler yüz, toplumun kaynaşmasına vesile olur.
Anlatılan bir temsilde bir bal satıcısından bahsedilir. Bu zat sadece sırtındaki küfesinden değil, tatlı
dilinden, güler yüzünden ve zarif tavırlarından herkese bal dağıtırmış. Herkes de onu sever, balından
satın alırmış.
Bir gün onu kıskanan bir komşusu da aynı işe soyunmuş.. Soyunmuş soyunmasına ama kimse ondan
bir gram bal satın almamış akşam evine döndüğünde, hanımı ona esaslı bir ders vermiş. Onun
kabalığını ve asık suratlılığını başına kakıp şöyle demiş:
Küfende bal da olsa
suratın sirke satınca
dilin insanları sokunca
kim seni ne yapsın.
Nezaket kurallarından biri de, yapılan iyiliğe teşekkür etmektir. Allâh’a verdikleri nimetlerden
dolayı hamd etmek, nasıl bir kulluk borcu ise insanların yaptığı iyiliklere teşekkür etmek de, bir insanlık
borcudur. “Halka teşekkür etmeyen Allah'a da şükretmez.” 15
İyiliklere teşekkür etmek, sadece insanın değil, bütün yaratıkların özelliğidir. Teşekkür konusunda ihmali
görülen tek varlık, şeytan ve ona uyan insandır.
Görüldüğü gibi güzel söz söylemek, bir iyilik ve Allah katında makbul bir davranıştır.
İmanı gönlüne yerleştiren mü’min, zarif ve nazik olur.
Baktığı her yerde, her şeyde, güzellik görür.
İmanın kazandırdığı incelik ve zarafet, insanı gönül insanı yapar.
Böyle bir insan; İnce kalpli, zarif, latif ve nazik olur.
O, seven, sevilen, bütün canlılara merhametle yaklaşan, tatlı dilli, güler yüzlü, yumuşak huylu model bir
insandır.
O, din kardeşinin sevinciyle mutlu olur, kederiyle üzülür.
O, daima kendini hesaba çeker, kendine yapılan kötülüklere iyilikle karşılık verir ve insanlara karşı hoş
görülüdür.
O, insanların kusurlarını araştırmaz, aksine ayıplarını örter.
O, affedici, fedakâr, cefakârdır. Başkalarını incitmek, kırmak şöyle dursun, onların yaptıklarından dolayı
incinmez ve kırılmaz. Yani gönül kırmamak için dilini susturabildiği gibi, kırılmamak için kalbinin
sızlanmalarını da susturur.
Gönül şairi Alvarlı Efe ne güzel demiş:
Âşık der inci denden,
İncinme incidenden!
Kemalce noksan imiş,
İncinen incidenden.
Hülasa: Hayatımızı kuşatan bütün nezaket ve zarafet kuralları aynı zamanda başarılı insan olmanın
sırlarıdır. Hayatımız tümüyle edep ve nezaketten ibarettir.
Nazik, zarif, incitmeyen, incinmeyen, incittiğinde özür dileyen. hayatı zarafet ve incelik olan, nezaket
kokan zariflerden olmak temennisiyle.
12-10-2024
Gençağa EREN
Gölcük
1 TDV İslâm Ansiklopedisi 35. cildinde, 51-52.
2 Nisâ Sûresi, 69.
3 Tâhâ Sûresi, 44.
4 Âl-i İmrân Sûresi, 159.
5 İbn Mâce, “Edeb”, 9;
6 Müslim, “Birr”, 78.
7 Müslim, “Mesâcid”, 292.
8 Müsned, VI, 62, 93, 257, 258, 260.
9 Müslim, “Selâm”, 10.
10 Aḫlâḳ ve’s-siyer fî müdâvâti’n-nüfûs, s. 62.
11 Ch. Pellat, Risâle fi’l-ḥilm ʿinde’l-ʿArab, Beyrut 1973, s. 39-40
. 12 Gazzâlî, III, 166.
13 Ravżatü’l-ʿuḳalâʾ ve nüzhetü’l-fużalâʾ, s. 215-223.
14 Buhârî, Edeb 34, Cihâd 128, Müslim, Zekât 56.
15 Tirmizî, Birr 35; Ebu Dâvud, Edeb 12.
- Toplam 1 yorum
Oltan 12:07 - 15 Ekim 2024
Çok çok güzel bir anltım,katılmamak mümkün degil,her kelimesi,cümlesi muhteşem de nerede bunu bu gün yaşayan müslümanlar.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- RAMAZAN NE HOŞ GELİYOR 27 Şubat 2025 Perşembe
- ”İLLA EDEB, İLLAHAYA” 25 Ekim 2024 Cuma
- “BÜYÜKLERİMİZE İYİLİK VE SAYGI” 02 Mayıs 2024 Perşembe
- BAYRAMIN BAYRAM OLA 08 Nisan 2024 Pazartesi
- KADRİNİ BİLENLER İÇİN HER GECE KADR 05 Nisan 2024 Cuma